Sayın Adnan Oktar'ın Yeni Açıklamaları (26 Ağustos 2016; 22:00)

AKLI ZAYIF OLANLAR İMAN EDENLERİN İMTİHANI İÇİN ÖZEL YARATILIYOR, BELKİ DE AHİRETTE BİR KISMININ SADECE GÖRÜNTÜ VARLIK OLDUĞUNU ANLAYACAĞIZ

Beyni gelişmiş, aklı gelişmiş, derinliği güçlenmiş Allah tarafından onlara bu güç verilmiş insanlar, Allah’la bağlarını alabildiğine güçlendiriyorlar. Allah’a sevgilerini alabildiğine güçlendiriyorlar. Allah’tan korkularını alabildiğine artırıyorlar. Cennetteki makamları gittikçe gelişiyor. Aklı zayıf olanlar da özel yaratılıyor. Belki de ahirette onların olmadığını göreceğiz, bir kısmının. Yani bize imtihan olarak gösterilmiş hayalet insanlar olduklarını anlayacağız. Çünkü Allah diyor ki; “Onlar ölüdürler.” Ölüyse ölüdür zaten. Ölü nedir? Yok hükmündedir. Hayal ve görüntü olarak sonsuza kadar kalır ama ruhu yok. Var olan bir şey sonsuza kadar yok olmaz. Var olan hiçbir şey yok olmaz. Sadece insanın hatırlamak istemediklerini Allah hatırlatmıyor ahirette. O kişiye ve etrafındaki hiç kimseye geçmişinde olan, hoşuna gitmeyecek bir şey hatırlatılmıyor Allah tarafından.  Ama hiçbir şey sonsuza kadar kaybolmaz. Görüntü, resim, böcek, kuş, toz... Mesela pencerenin kenarında çok küçük bir toz parçası düşünün, ufak; sonsuza kadar kaybolmaz. O küçük toz parçasının içerisinde bir uzay olur, bir alem olur. Sen onu çok küçük diyorsun ama onun içinde yaşayan evrene bir git sen, o toz parçası bir başkası için bir gemidir, bir başkası için uçsuz bucaksız bir evrendir, bir başkası için galaksileri içinde barındıran bir yapıdır, bir başkasına göre hiç yoktur, bir başkasına göre atom kadar küçüktür. İzafidir bunlar, hepsi.

 

TEBLİĞDE GÜZEL VE ETKİLEYİCİ İNSAN KULLANMAK PEYGAMBERİMİZ (SAV)'İN SÜNNETİDİR. HZ. SÜLEYMAN DA TEBLİĞDE İHTİŞAM VE ZENGİNLİK KULLANMIŞTIR

Tebliğci insanın güzel olması Peygamberimiz (sav)’in sünnetidir. Peygamberimiz (sav) mesela İstanbul’a tebliğ için Hazreti Dıhye’yi göndermişti. Resulullah (sav)’a benziyordu, yani yakışıklılığı kahredici bir yakışıklılıktı. Hazreti Dıhye İstanbul’a geldiğinde tebliğe, Bizans’ın kadınları böyle bellerine kadar sarkarak pencerelerden sokaklara döküldüler. Bütün Bizans böyle yıkıldı adeta. Huneyn’e geldiğinde, üstünde çok pahalı bir cübbe var, çok yakışıklı ama nefes kesici. Hanımlar çok beğeniyorlar yani görünümünü nefes kesici buluyorlar. Tebliğde de çok başarılı oluyordu. Osmanlı’da da bu gelenek devam etti. Hazreti Süleyman (as) da kendi sarayında görevli olan bütün delikanlıları hep çok yakışıklılardan seçiyor. Hizmetli olan hanımların da hepsi çok çok güzel oluyorlar ve çok şık giydiriyor. Sebe Melikesi Belkıs geldiğinde nefesi kesiliyor, onu çok övüyor zaten.  Yemek takımlarını, yemeğin mükemmelliğini, binanın ihtişamını, mobilyalardaki güzelliği, kakmaların güzelliğini, kaplamaların güzelliğini, hayvanları, kuşları, hizmetçilerin kıyafetlerini ve insanların güzelliğini öve öve bitiremiyor Sebe Melikesi. Hazreti Süleyman (as) çok şakacı bir peygamberdi. Sırf şaka yapmak için havuz yaptırıyor, aynısıyla havuz.  Yani derin bir havuz görünümünü net vermiş, dalgalanması falan her şeyi tam. Şu an o teknolojiyi yeni yeni yakalıyorlar.

2016-10-24 15:43:34

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top