Sayın Adnan Oktar'ın 29 Ağustos 2016 tarihli sohbetinden önemli başlıklar

A9 TV, 29 Ağustos 2016

 

Dünyanın İmtihan Yeri Olduğunu Bir Çok İnsan Anlayamıyor

Allah insanların dünyanın imtihan yeri olduğunu anlayamayacakları bir sistem kurmuş. Sabah işe gitmesi gerekiyor, çekleri bozdurması gerekiyor, çeki takip etmesi gerekiyor. İşyerinde yazılar var onları izlemesi gerekiyor. Mesela kasapsa eti işte bayatlamadan satması gerekiyor. Bakkal eksik olan mallarını düşünüyor. Allah harika bir sistem kurmuş. Ona öyle bir yoğunlaştırmış ki Allah, insanlar bunun dışında bir hayat olabileceğini düşünemeyecek hale gelmişler. Halbuki kasabın eti de Allah’ı ilgilendirmez, bakkalın malı da ilgilendirmez. Tek amaç imtihan. Allah’ın sevdiği insanları ortaya çıkartmak, başka bir şey yok. Yani metafizik bir dünyada yaşadıklarını bilmiyor insanlar. Onun için şimdi son günlerde, son aylarda çok garip sarsıcı olaylar meydana getiriyor Allah.

 

Sevgisizlik, Merhametsizlik, Kendini Beğenme, Türk Halkından Nefret Eden İngiliz Derin Devletinin Zihniyetini Benimseme.. Bu Kişilerde Bereket Olmuyor

Darbe gecesi adamlardaki nefret meselenin tam özeti. İngiliz derin devletinin terbiyesi devreye girmiş. Yani İslam çıkmış, Nurcu eğitim çıkmış İngiliz derin devleti terbiyesi girmiş. Tam tipik İngiliz derin devleti ahlakı tam tipik. Yani o şiddet yöntemleri, dehşet yöntemi, nefret üslubu falan hepsi. İngiliz derin devletinin İslam anlayışı. Tabii bu dinsizlik tarzında olan bir anlayış. Kimseyi adam yerine koymuyorlardı. Gülen grubu o zaman, benim dikkatimi çekmişti. Çok üst perdeden ve enaniyetli. İşte İngiliz derin devletinin adamlarında olan bir şey bu. Onlarda da öyle akıl almaz bir büyüklük hissi var, müthiş bir ırk üstünlüğünden kaynaklanan da bir Anglosakson ırkının üstünlüğüne inandıkları için korkunç enaniyetliler. Bunları da çok müthiş enaniyetli hale getirmişler. Halbuki bunlar Anglosakson da değil, bunları köle hizmetçi yönünde görüyorlar.

Sahte Mehdiyet’ten devleti kurtaran yine Mehdiyet. Mehdiyet’in bereketi olmasaydı devlet çoktan gitmişti. Allah Mehdiyet’in yüzü suyu hürmetine hem devleti hem milleti kurtardı. Bunu zamanla daha net görecekler, önümüzdeki üç beş yıl içerisinde daha net görecekler.

 

Türkiye'yi Deccaliyetin Pençesine Düşmekten Kurtaran Mehdiyettir. Mehdiyet Vesilesiyle Deccal Türkiye Konusunda Başarılı Olamıyor

Kullanılan eleman sayısı darbe için on misli fazla. Bir de silahlı müdahale de var ama Mehdiyet’i hesap etmedikleri için olay bambaşka bir mecraya girdi. Darbeyi bozan Mehdiyet’tir. Bu olayın olacağını zaten Peygamberimiz (sav) zaten söylüyor. “Medine’de İstanbul’da çok kanlı büyük bir olay olur” diyor. 30-35 kilometre alan en az, “yayılır” diyor “şehirde çatışmalar olur” diyor. “İki köprü işgal edilir ve kapanır” diyor. Bu detay normal bir şey mi? İki köprü ve “tabureler olur” diyor, “köprünün üstünde asker olur” diyor. “Köprünün üstünde saçaklı yıldızlar uçar” diyor. “Aynı anda” diyor, “depremler de eşlik eder bu olaya” diyor. Depremler oldu peş peşe. “Bir kadının öldürülmesi bir kamçının sallanması kadar kolay olur” diyor. “Siyah yağ taşları” asfaltı tarif ediyor Peygamberimiz (sav), “siyah yağ taşları kan içinde kalır” diyor. Hiçbir alim söylüyor mu şu hadisleri? Gizliyorlar söyleyemiyorlar nasıl söylesin? Söylerse Hz. Mehdi (as)’ı kabul edecek. Etmeyince ne oluyor? Yine Mehdiyet gelişiyor. Mehdiyet’ten bu kadar paniğe kapılmaları çok yanlış. Onları kurtaran Mehdiyet zaten. Mehdiyet olmasa bitmiştiler zaten çoktan bitmişti. İngiliz derin devletinin eline, deccalın eline geçmişti Türkiye. Bak deccalın ilk pençesinde Türkiye düşecekti. Deccalın pençesini kıran Mehdiyet’tir. Yani mucize meydana geliyor, deccal pençe atamıyor Türkiye’ye Mehdiyet vesilesiyle. Pençelenememenin nedeni Mehdiyet’tir. Yoksa tek pençede düşürürdü. Çünkü çok kapsamlı hazırlık yapılmış. Durduran Cenab-ı Allah’tır, vesile Mehdiyet’tir.

 

Harika Olaylar Peşpeşe Gelecek. Bu, Peygamberimiz'in Haber Verdiği Bir Gerçektir. Resulullah Ne Derse Oluyor Ve Olacak

Harika olaylar peş peşe gelecek. Şevval’de ayaklanma, Zilkade’de şu an harp konuşmaları oluyor, efendim bu kadarla keselim. Resulullah (sav) ne derse oluyor mu? Oluyor. Mehdiyet alameti olarak anlatmış mı? Anlatmış. Hiçbir alim anlatıyor mu? Anlatmıyor. Anlatmamaları da Hz. Mehdi (as)’ın çıkış alameti. En alelade bir şeyi bile anlatıyorsunuz, Peygamber (sav)’in mucizesini niye anlatmıyorsunuz? Bu korkunun anlamı ne, gizlemenin anlamı ne? Söyle alametleri. Söyleyemiyor.

 

Türkiye'nin Geleceği Çok Güzel. Türkiye İnşaAllah Lider Ülke Olacak. İslam Ahlakı Dünyaya Hakim Olacak, Herkes İslam'ın Güzelliğini Görecek

Türkiye’nin geleceği güzel ama. Bu konuda garanti veriyorum. Lider ülke olacak. İslam son kere hakim olacak. İslam’ın ne kadar güzel bir sistem olduğunu insanlar görecekler. Diyecekler “biz boş yere bin küsur sene canımızı yakmışız boş yere. Ne güzelmiş” diyecekler “müzik varmış, eğlence, istediğimiz gibi yiyoruz, istediğimiz gibi giyiyoruz, namazımızı kılıyoruz, orucumuzu tutuyoruz boş yere kendimize eziyet etmişiz” diyecekler. Ama son, sonra bak bu kadar emek vereceğiz İslam hakim olacak ki bayağı da tedbir alınacak, yani her türlü tedbir alınacak. Ama buna rağmen bak işte moral gücü çok önemli. Hz. Mehdi (as)’ın vefatından sonra Hz. İsa Mesih (as) görevde oluyor. Yine bak burukluk yaşanıyor Hz. Mehdi (as) olmadığı için. Hz. İsa Mesih (as)’ın vefatından sonra akıl almaz bir manevi çöküş. Kardeşim, daha düne kadar diri olan adamlar adeta ölü gibi olacaklar. Moral, işte bak Mehdilerin önemini buradan anlıyoruz. Mehdiler devam etse bin sene de devam etse edecek. Yani Hz. Mehdi (as) başta olsa İslam’ın hakimiyeti devam edecek bak. Bin yıl Allah ömür verse bin yıl devam eder İslam. Ama vefatlarıyla, Hz. Mehdi (as) ve Hz. İsa Mesih (as)’ın vefatıyla, iki mesihin vefatıyla dünyada moral diye bir şey kalmıyor. Hani önemsizdi Mehdiler? Bak çöküş oluyor. Kuran var, İslam var, her türlü eğitim var ama çöküşten kurtulamıyor insanlar. Moral yönünden tepetakla gidecekler. Ta 1543’e kadar. “1506’ya kadar açık galibane, 1506’dan sonra gizli mağlubiyet içerisinde vazifeyi tenviriyesini yapmaya devam eder” diyor. “Bir taifeyi kübrayı azamın son zamanlarına işaret eder” diyor. Bak “taifeyi kübrayı azam” diyor Hz. Mehdi (as) talebelerini son zamanına. “Taifeyi kübrayı azamın son zamanlarına işaret eder” diyor. “Ben tabii bu konuya Allahualem diyorum” diyor Bediüzzaman. “Ama hem Fatiha hem Vel Asr Suresi” diyor “hem hadis hepsi ittifakla aynı işareti gösteriyor” diyor. “Bende zannı galip meydana geldi” diyor “herhalde öyle olacak” diyor. Yazsınlar bir granit kayaya hicri 1545 diye. Eğer 46’yı görürlerse benim yanıma gelsinler, yani ahirette, inşaAllah.

 

(IŞİD’den Kilis’e roket saldırısı oldu. 2’si çocuk 6 kişi yaralandı.)

Nereden biliyorlar IŞİD’in attığını? PKK yapıyor PKK, IŞİD yapmaz. PKK, İngiliz derin devletinin emriyle. Aslında İngiliz derin devleti attırıyor ama taşeron olarak PKK’nın itlerini kullanıyor ve homoseksüel alçakları kullanıyor, katilleri kullanıyor. O bölgede zaten IŞİD kalmadı operasyon yapıldı. Artık insaf yani.

 

Mehdi (as)’ın Çıkışıyla İlgili Hadis Açıklamaları

Muhammed Bakır (as) şöyle buyurdu: “Resulullah (sav)’den ferman etti” diyor. “Eğer İmam Mehdi yeryüzünden bir saat çekilse” diyor Peygamberimiz (sav) bir saat “tıpkı denizin insanları boğduğu gibi yeryüzü kendi insanlarını yutar” diyor “bir anda kıyamet kopar” diyor. (El-Kafi, cilt 1, sayfa 307.)

Ebu Hamza’dan “Resulullah ferman etti” diyor ki “Allah’ın kullarına hücceti olan İmam Mehdi olmasa yeryüzü bir an dahi baki kalamaz” diyor. Kıyamet kopar diyor. (El-Kafi, cilt 1, sayfa 137.) Nerede geçiyor? Müsnet, Müsned-i Ahmet, Ahmet Bin Hanbel. Ahmet Bin Hanbel artık yani, Ehli sünnetin gözbebeği alimlerinden biri hadis imamı. Ne diyor? “Dünyanın sonuna bir gün kalsa dahi Allah zulüm ve kötülükle dolmuş olan yeryüzünü” yani anarşi, terör, darbeler, acımasızlık her türlü zulümle “dolmuş olan yeryüzünü adaletle doldurması için ehli beytimden Mehdi’yi gönderecektir.” Dünyanın sonuna bir gün kalsa, “kıyamete bir gün kalsa Allah kıyameti durduracak” diyor. Kim söylüyor bunu? Ahmet Bin Hanbel Söylüyor. Sen diyorsun ki “Şii hadisi” diyorsun. Al sana Sünni hadis işte. Hem de İmam-i Hanbel söylüyor İmam-ı Hanbel, artık konuşacak laf da yok yani. Başka, Sünen-i Ebu Davut’ta, hadis numarası 3734. Başka, Beyhaki’de, ehli sünnetin gözbebeği, sayfa 105.

Sünen-i İbni Mace Ebu Naim ve Ebu Hureyre’den tahric ettiler. “O dedi ki Peygamber (sav) ferman buyurdu: Eğer dünyadan bir gün kalsa, yani kıyamete bir gün kalsa Allah o günü uzatır, kıyameti durdurur. Ve ehli beytimden Mehdi’yi melik kılar.” (Kitabul Burhan Fi Alameti'l-Mehdiyyi'l-Muntazar 10. El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alameti'l-Mehdiyyi'l-Muntazar 27.)  

Abdullah (ra)’dan rivayet edilmiştir, “Resulullah (sav) ferman buyurdu ki: Ehli Beytimden ismi ismime mutabık olan Mehdi başa geçecektir. Dünyanın ancak bir günlük ömrü kalmış olsa Mehdi’nin başa geçmesi için Cenab-ı Hak o günü behemehal uzatır kıyameti durdurur” diyor. Nerede geçiyor? Sünen-i Tırmizi’de sahih hadiste. Ehli sünnetin temel kitaplarından, 4. cilt, 92’de.

 

Öcalan’ın Kendisi “Bizi İngiliz Derin Devleti Yönlendiriyor” Diye Söylüyor

Öcalan konuşmasında diyor ki: “İngiltere bizim konumuza en akıllı yaklaşan ülkedir” diyor. “Med TV’ye yayın hakkı verdi” diyor. PKK’nın Med TV’ye. Bak yayın hakkı verdi. “Politikaları İngiltere oluşturur Amerika Birleşik Devletleri’ne de uygulattırır” diyor. Bayağı net. “İngiltere bence ana politikayı oluşturmaktadır. Avrupa’daki işbirlikçilerine ama özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ne buna uygulattırabilmektedir, gelişmelere dikkat edilmesi gereken konu Avrupa’nın İngiltere’de düğümlenmesidir.” Yani asıl yönetim İngiltere’de diyor. “Konulara çok derin yaklaşıyor İngiltere” diyor daha ne desin işte anlatmış.

 

Ayet Açıklaması

Şeytandan Allah’a sığınırım.Elem tere keyfe fe'ale rabbüke biashabilfil.” 2019 tarihini veriyor biliyorsunuz. “Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? (Fil Suresi, 1) Fil zaten İngiliz derin devletinin sembolüdür. Bak, elem te re ke ye Türkiye görüyor musun? Turkey direkt Türkiye diye çıkıyor. İngiliz derin devletinin burada nasıl battığını, helak olduğuna da işaret.

 

Che “Evlere, Eğlence Yerlerine De Terör Götürülmeli, Moral Bozmak İçin Her Yöntem Denenmeli” Diyen İnsandır. Bu Sözlerin Savunulacak Yönü Yok

Che ile ilgili Sayın Kahraman açıklama yapmıştı ya Meclis Başkanı. Onu geri almışlar. “Küba sosyal sitelerinde yer alan bir şahsın değil, kendi milli değerlerimizi özümsemiş ülkemizin müreffeh ve barış dolu aydınlık geleceğinin teminatı olan gençlerimize tarihimizdeki binlerce kahraman ve önderin rol model olarak örnek alınabileceği takip edilebileceği tavsiye edilmiştir.” Yani “Che’yi tenzih ederiz” diyorlar. Niye çeviriyorsun lafı? Allah Allah, adam cinayet işlemiş bir adam, komünist, terörist gerilla lideri. Adamın o eylemini bizim kabul etmemiz mümkün değil. Eyleminden dolayı o adama karşıyız. Yani burada acayip olan bir şey yok. Nasıl Abdullah Öcalan’a karşıysak ona da karşıyız.

Che ne diyor? “Evlere, eğlence yerlerine de terör götürülmeli.” Bak, Che’nin ifadesi. “Evlere, eğlence yerlerine de terör götürülmeli. Barışçıl bir an bile bırakılmamalı.” Bak, “barışçıl bir an bile bırakılmamalı. Moral bozmak için her yöntem denenmeli” diyor. “Eğlence yerlerine topyekun savaş hatta barışçıl bir an bile bırakılmamalı. Nerede bulunuyorsa ona saldırılmalı.” Böyle bir kafa olmaz. “İnsanı etkin, soğuk bir ölüm makinesine dönüştürelim” diyor. Bak, “İnsanı etkin, soğuk bir ölüm makinesine dönüştürelim” Bunun neyini savunuyorsun sen? Sen bunu güzel görüyorsan aynı kafadasın demektir.

 

Sayın Adnan Oktar’ın ‘Münafığın Derin Karanlığı Kitabı’ndan’ Bölümler

Münafık Müslümanlara iftira atarak kendini temize çıkarmaya çalışır. Münafığın sinsi oyunlarından biri de, hemen her fırsatta samimi Müslümanlara 'iftira atma alışkanlığı'dır. Münafık 'kuşkuyu üzerinden dağıtmak, suçlu görünümünden kurtulmak ve kendince temize çıkabilmek' için sürekli 'kendisini mağdur gösterme çabası' içine girer. Amacı kendisini, 'gereksiz yere kuşkulanılan, gereksiz yere tedirgin olunan' 'masum bir insan' gibi göstermektir. Ancak elbette bu da münafığın hastalıklı planlarından biridir. Ne kadar mağdurmuş izlenimi verirse, kendisine o kadar geniş, rahatça hareket edebileceği, kolaylıkla hainlik yapabileceği bir alan açabileceğini düşünür. Bu hedefine ulaşabilmenin en kısa ve etkili yollarından birinin de, kendince 'Müslümanlara iftira atmak' olduğuna inanır.

Münafığın hemen her sözünde 'açık ya da gizli bir mağduriyet iması' vardır. Bu sözde mağduriyeti delillendirmek için de, bol bol yalan söyler ve Müslümanlara iftira atar. İzlediği bu yol da elbette ki sinsi planın bir parçasıdır. İftira atarak hem öfke duyduğu Müslümanları karalamak, hem de kendini 'mağdur ve masum' göstererek yüceltmeyi hedefler. Kendince Müslümanlara duyulan güveni ve onların sözlerine karşı duyulan inancı sarsacak, kendisine karşı duyulan güven ve itibarı ise güçlendirecektir.

Ancak münafık iftirayı, elinde hiçbir delil olmaksızın gelişigüzel bir şekilde gündeme getirmez. Şeytandan aldığı ilhamlarla önce konuyu sinsice planlar ve zeminini güçlendirir. Atacağı iftiranın bir altyapısı olabilmesi için, olayları, olmasını istediği şekle, yani atacağı iftiraya benzer hale getirebilmek için özel olarak yönlendirir. Sonrasında yeri geldiğinde, atacağı iftira için geçmişe yönelik sunabileceği sahte deliller oluşturur. İşte zaman içerisinde tüm bu altyapıyı güçlendirdikten sonra, planını uygulamaya başlar.

Münafık, iftira atarken kullandığı konuları da çok özenle seçer. Genellikle 'iftiraları, onun samimiyetine, iyi niyetine, gösterdiği çabaya rağmen, Müslümanların anlayışsızlığı, kötü ahlakı, yalan söylemeleri, kötü davranmaları, adaletsizlik yapmaları, iftira atmaları, kasti olarak onu dışlamaları gibi', 'kendisini yüceltmeyi Müslümanları ise kötülemeyi' amaçlayan mantıklar üzerine kuruludur. Bu iftiralarda Müslümanlar hep neredeyse dünyanın en kötü insanlarıdır. Ve özellikle de ona karşı çok çirkin tavırlar sergiliyorlardır. Münafık ise tüm bu iftiralarda hep iyi niyetle çabalayan, ancak hep hakkında yanlış teşhisler konulan, yanlış anlaşılan, iyilikten başka bir isteği olmayan masum ve mağdur kişi konumundadır. Ancak tüm bunlar tam şeytanın ahlakına uygun olarak 'kurgulanmış yalanlar'dan ibarettir. Zira münafık her eyleminde olduğu gibi, bu planını uygularken de doğrudan şeytan ile ittifak halindedir. Allah Kuran'da şeytanların işbirliği yapacakları kimselerin 'gerçeği ters yüz eden', 'günaha düşkün' ve 'yalancı' insanlar olduklarını bildirmiştir. İşte bu özelliklerle de, tam da 'münafığın ahlaksızlığı' tarif edilmiştir: “Şeytanların kimlere inmekte olduklarını size haber vereyim mi? Onlar, 'gerçeği ters yüz eden,' günaha düşkün olan her yalancıya inerler.” (Şuara Suresi, 221-222)

Münafıkların Müslümanlara iftira atma yöntemlerine sayısız örnek vermek mümkündür. Örneğin 'münafığın en istemeyeceği şeylerden biri İslam'a ve Müslümanlara fayda sağlayacak çalışmalar yapmaktır'. Ancak Müslümanlar gece gündüz tebliğ çalışmaları yaparken, kendisinin bu çalışmalara hiç bir katkıda bulunmaması dikkat çekmesin diye, bu konuda kendini temize çıkarmak zorundadır. İşte bunun için hemen etrafını suçlar ve Müslümanlara iftira atar. "Ben İslam'a çok hizmet etmek istiyorum ama onlar benimle ortak çalışma yapmak istemiyorlar, bana bir faaliyet vermiyorlar, benim yardımımı istemiyorlar ya da çalışmalarıma engel oluyorlar" gibi bahanelerle ortaya çıkar.

 

(“Şehitler alemini anlatabilir misiniz? O makamı anlatabilir misiniz? Şehitler oradan çıkıp cennete gidecekler mi? Yoksa sonsuza kadar o makamda mı kalacaklar?)

Cennet gibi bir dünyadır şahadet alemi ama orada ölürler. Yani yaşar, ölür, oradan yeniden geliyorlar. Yani ahirette cennete oradan geliyorlar. Normal hayat yaşıyorlar. Yiyor, içiyor, yani dünya gibidir.

İmtihan oluyor ama pozitif imtihan oluyor işte o çok acayip. Yani sadece sevap kazanacak şekilde imtihan oluyor. Yani günah hiç olmuyor şahadet aleminde. Ama aynı bizim gibi yiyor, içiyor, ondan zaten ölmediklerine inanıyorlar. Yani aynı bizim gibi ihtiyaçları. Maddenin vasfı değişik fakat onu çıkaramıyorlar. Yani neden o hayata geçmediğimizi düşünüyorlar sadece, ona şaşırıyorlar. Yani diğer insanların da gelmesini istiyorlar rahat olduğu için. Halbuki orası özel yaratılmış bir yer. Özel ayarlanmış bir yer. Onlar da orasına “öyle geldik” gibi düşünüyorlar. Yani bedenini bırakıp geldiğinin farkında değil. Ölme zaten olmuyor da bedenini bırakıp yeni bir bedenle geldiğini bilmiyor.

 

Avrupa'da Suriyeli 9 Bin Çocuk Kayıp, Kimsenin İlgilendiği Dahi Yok. Kaybolan Batılı Çocuklar Olsa Yer Yerinden Oynardı

Almanya’da yaşları on dört-on yedi arasında değişen dokuz bin yalnız mülteci çocuk kaybolmuş; bu dünya tarihinin en büyük felaketlerinden birisi. Dokuz bin çocuk bak, on dört-on yedi arasında değişiyor yaşları; yok ortada. Büyük bölümü muhtemelen homoseksüellerin falan eline geçti, katillerin ellerine geçti. Bir de bu organ mafyasının eline geçmiş olabilirler.

Dünyada en yüksek kadına tecavüz oranı ilk Amerika Birleşik Devletleri, sonra İsveç, Fransa, Kanada, İngiltere, Almanya, yani en medeni ülkeler en çok tecavüzün olduğu ülkeler. Hani diyorlar ya “eğitim” eğitimle değil; imanladır. İmanla insanlar düzelir.

Hayrettir bakın, Almanya’da dokuz bin çocuk kayıp, mülteci çocuk. Almanya resmi açıklama yapmış. “Hiçbirinin hakkında bilgimiz yok” diye. Halbuki Avrupalı bir çocuk kaybolsa yeri yerinden oynatırlar. Bak, Suriyeli dokuz bin çocuk kayıp; adamların umurunda bile değil.

 

(Fransız basınının ardından İngiliz basını da Türk Silahlı Kuvvetleri’nin PYD’ye düzenlediği operasyonları “Türkiye sivilleri katlediyor” yalanıyla dünyaya servis etti. Halep’in Maadi bölgesinde Rusya’ya ait savaş uçaklarının yaptığı bombardımanının görüntülerini Türkiye’ye yapmış gibi kullanan Independent, “Türkiye kırk sivili öldürdü” haberini yaptı. Rusya’nın katliamını Türkiye’ye aitmiş gibi gösteren gazeteye tepki yağdı.)

İşte karşı bilgilendirme çok önemli. Yurt dışında Türkiye aleyhine yapılan propagandaya karşı TRT'nin İngilizce kanalı sürekli doğru bilgileri anlatan yayın yapmalı. Gece gündüz bunları açıklasın, anlatsın. Entel dantel takılıyorlar. Entel dantel takılacağına anlatsın işte.

2016-09-07 18:15:39

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top