Kuran Ahlakına Uymayan Toplumlarda Nefse Zulmeden Espri Ve Eğlence Anlayışı 1

Din ahlakının insana kazandırdığı asil şahsiyetten ve üstün özelliklerden uzak olan insanların espri anlayışları da genel ruh halleri ile bağlantılı olarak gözle görülen bir yüzeysellik taşır, örneğin bu tür insanlar genellikle basit şeylere güler ve bundan cahilce bir zevk alırlar. Aynı
zamanda, bazı insanların sahip oldukları kimi acizlikler bu kültürü yaşayan kişiler için önemli bir espri ve alay unsurudur. Akıl ve irade ile sürekli olarak ortadan kaldırılması gereken ve aklı başında bir insanın asla konusunu yapmayacağı, dile getirmeyeceği acizlikler bu insanlar için sözde bir espri ve eğlence konusu olabilmekte, onları eğlendirebilmektedir. İlkel bir eğlence anlayışını yansıtan bu esprilere kimi zaman filmlerde, TV programlarında da rastlamak mümkündür. Ancak bu tür espriler ve garip eğlence anlayışı karşı taraf üzerinde olumsuz bir etkiye yol açabilmekte ve çoğu insan için eğlenmekten ziyade bir tür zulme dönüşebilmektedir.

Fiziksel Eksiklikleri Ön Plana Çıkarırlar…

İnsanların sahip oldukları fiziksel kusurlara gülmek, Kuran ahlakına uymayan toplumların espri ve eğlence anlayışında önemli bir yer tutar. Bu kültür ve anlayışa sahip kimseler, örneğin boy uzunluğu genel ortalamanın çok altında olan bir insan ya da farklı fiziksel eksikliği olan bir kimse gördüklerinde, kimi zaman açıkça kimi zaman da sinsi bir gülüş ile bunu belli ederler. Genel tavırlarında basit bir ruh hali hakim olduğundan, bu tür eksiklikler içinde bulunan insanların sahip oldukları özellikleri takdir edenin Allah olduğunu, dilerse kendilerini de benzer acizliklerle imtihan edebileceğini düşünemezler. Ayrıca kendileri basitçe gülerken, bunun karşı tarafta nasıl olumsuz bir etki meydana getirebileceğini düşünmezler.

Karşılarındaki Kişiyi Küçük Düşürmeye Yönelik Hareket Ederler…

Bu kişilerin yaptıkları şakalar genelde karşı tarafı onurlandırmaz. Tam aksine sürekli kendilerini ön plana çıkarmaya, karşı tarafı ise yermeye, eleştirmeye hatta küçük düşürmeye yöneliktir. Müslümanlar ise yaptıkları esprilerde mutlaka karşı tarafın da hoşnutluğunu gözetir, bunu birinci planda tutarlar. Derin bir insaniyet duygusuna sahip oldukları için şakalarında karşı tarafın memnuniyetine önem verir, en küçük bir hoşnutsuzluk ihtimali hissettiklerinde hemen geri çekilirler. Din ahlakının getirdiği asaletten uzak olan basit insanların başka bir özelliği de esprinin dozunu ayarlayamamalarıdır. Bu kişiler karşı tarafın hassas olduğu konularda espri ile üzerine gider ya da yapılan espriyi gereğinden fazla uzatırlar. Bu şekilde onu rahatsız edebilecekleri ihtimalini düşünemez, düşünseler de bunu pek önemsemezler. Çünkü basit insan, aynı zamanda duyarlılıktan da yoksun insandır. İncelikleri fark edemez, ayrıntıları zihninde toparlayamaz, insaniyet göstermekten zevk almaz.

Alay Ederek Zulmederler…

Kuran ahlakına göre yaşamayan insanların esprilerinde, müminlerin asla başvurmayacağı bir yöntem olan alaycılık da yoğun olarak görülür. Alaycı espriler bu insanların sözde karşı tarafı ezmek ve kendilerini yüceltmek için sık sık başvurdukları yöntemlerden bir tanesidir. Bu şekilde kendilerini ön plana çıkaracaklarını düşünürler. Böyle bir kişi;
 

  • Karşısındaki kişinin ağzından çıkan yanlış bir kelimeyi, dilinin sürçmesini, yürüyüş şeklini, bir konudaki bilgisizliğini veya fiziğindeki bir kusuru tespit ederek hemen alaycı bir espri ya da gülüşle bunu deşifre eder.
     
  • İnsani hataları ve eksiklikleri eğlence konusu haline getirir. Böylece kendisinin daha zeki, daha güzel, daha bilgili kısacası karşı tarafa kıyasla daha üstün olduğunu ispat etmeye çalışır. Oysa bu çok çirkin bir basitliktir.


Kuran ahlakını benimseyen bir insan ise, karşı tarafın bir eksiğini ya da kusurunu asla bir espri konusu olarak algılamaz. Tam aksine bunları görmezlikten gelerek onu mahçup etmemeye çalışır. Örneğin basit bir insan, yolda yürürken ayağı takılan ya da düşen birine kahkahalarla güler. Yardımına koşmak, kendisine bir zarar gelip gelmediğini, bir şeye ihtiyacı olup olmadığını sormak yerine insaniyetsiz tavırlar sergiler, gülmekten konuşamıyormuş gibi yapar. Yine görmezlikten, duymazlıktan gelebileceği insani acizlikleri deşifre ederek bunlara da güler. Örneğin insanlara, onların kusurlu yönlerini vurgulayan isimler takar, lakaplar yakıştırır. Oysa Rabbimiz Hucurat Suresi`nin 11. ayetiyle hem alaycılığı hem de insanları kötü lakaplarla çağırmayı yasaklamıştır:

"Ey iman edenler, bir kavim (bir başka) kavimle alay etmesin, belki kendilerinden daha hayırlıdırlar; kadınlar da kadınlarla (alay etmesin), belki kendilerinden daha hayırlıdırlar. Kendi nefislerinizi (kendi kendinizi) yadırgayıp-küçük düşürmeyin ve birbirinizi ‘olmadık-kötü lakablarla` çağırmayın... " (Hucurat Suresi, 11)

Alaycı esprilerle eğlenen bir kişi o anda bütün bedeninin ve ruhunun sonsuz bir güç tarafından kuşatılmış olduğunu, Allah`ın dilediği an kendisini cezalandırabileceğini, o anda canını alabileceğini düşünmediği için böyle büyük bir basitlik yapar. Çünkü sonsuz güç sahibi Rabbimiz`in huzurunda olduğunu bilen bir insanın, kalbinde hissettiği saygı dolu korku nedeniyle alaycı olabilmesi asla mümkün değildir.

2007-09-02 00:00:00

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top