Uluslararası Darwinizm Sempozyumu

Sayın Adnan Oktar (Harun Yahya)'ın Fahri Başkanı olduğu Milli Değerleri Koruma Vakfı, Darwinizm konulu uluslararası bir sempozyum düzenlemiştir. Sempozyumda, Darwinizm'in geçersizliğine ait deliller ortaya konacak, Yaratılış Gerçeği hakkındaki sayısız delillerden bazıları halkımızın dikkatine sunulacaktır. Sempozyumda, yerli ve yabancı uzmanlar, konusunda otorite olan isimler konuşmacı olarak yer alacak, multivizyon gösterileri, fosil ve afiş sergileri gerçekleştirilecektir. Yaratılış Gerçeği'ne gönül veren ve konu hakkında bilgi, belge ve araştırma sahibi tüm akademisyenlerimizi katılmaya davet ediyoruz. (Altuğ M. Berker, Milli Değerleri Koruma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı)

Sempozyumdan Darwinizm'in Çöküşü Hakkındaki Bazı Başlıklar

  1. Canlılık Tesadüfen Meydana Gelemez...
    Proteinler hem canlı hücrelerinin yapıtaşlarını oluşturan hem de hücre içinde çok çeşitli görevler üstlenen kompleks moleküllerdir.

    -       Tek bir proteinin oluşması için DNA gerekir
    -       Protein olmadan DNA oluşamaz
    -       DNA olmadan protein oluşamaz
    -       Protein olmadan protein oluşamaz
    -       Tek bir proteinin oluşması için 60 ayrı protein gerekir
    -       Bu proteinlerin bir tanesi bile eksik olsa protein var olamaz
    -       Ribozom olmadan protein oluşmaz
    -       RNA olmadan da protein oluşmaz
    -       ATP olmadan protein oluşmaz
    -       ATP’yi üretecek mitokondri olmadan da protein oluşmaz.
    -       Hücre çekirdeği olmadan protein oluşmaz
    -       Sitoplazma olmadan da protein oluşmaz
    -       Hücredeki organellerden bir tanesi eksik olsa protein oluşamaz
    -       Hücredeki bütün organellerin var olması ve çalışması için de proteinler gereklidir
    -       Bu organeller olmadan da hiçbir şekilde protein olmaz. 

    Bu sistem, bir arada çalışmak zorunda olan iç içe bir sistemdir. Biri olmadan diğeri olamaz. Tek bir parçası var olsa bile, sistemin diğer parçaları olmadan bu parça hiçbir işe yaramaz.
    Kısacası,  
    BİR PROTEİNİN VAR OLMASI İÇİN HÜCRENİN TAMAMI GEREKİR.Hücre, bugün incelediğimiz ve çok az bir kısmını anlayabildiğimiz mükemmel kompleks yapısı ile var olmadığı sürece, TEK BİR TANE BİLE PROTEİN MEYDANA GELEMEZ.

  2. İndirgenemez Kompleksliğe Sahip Organlar...

    İndirgenemez komplekslik, evrim teorisinin temelindeki kademeli gelişim iddiasını geçersiz kılan bir özelliktir. Örneğin göz ve kanatlarda indirgenemez komplekslik özelliği mevcuttur. Biraraya gelerek gözü oluşturan gözyaşı bezi, retina, iris gibi organellerin aşamalarla teker teker oluşmaları mümkün değildir. Çünkü gözü oluşturan tüm parçalar ancak eksiksiz olduğunda görme gerçekleşecektir. Aynı şey kanatlar için de geçerlidir.
     
  3. DNA'daki Akıl Almaz Bilgi...

    Bir insanın dış görünümünden iç organlarının yapılarına kadar bütün özelliklerinin bilgisi DNA'nın içinde özel bir şifre sistemiyle kayıtlıdır. Eğer DNA'daki bu genetik bilgiyi kağıda dökmeye kalksak, yaklaşık 500'er sayfalık 900 ciltten oluşan dev bir kütüphane oluşturmamız gerekir. Ama bu akılalmaz hacimdeki bilgi, DNA'nın "gen" adı verilen parçalarında şifrelenmiştir. DNA'nın tesadüflerle ortaya çıkamayacağı kesin bir gerçektir.
     
  4. Fosil Kayıtlarının Öğrettikleri...

    Bugüne kadar 250 bin ayrı türe ait yaklaşık 100 milyon fosil çıkarılmasına rağmen bunlardan biri bile Darwinizm'i desteklememektedir. Bulunan fosillerin her biri tam ve eksiksiz canlılara aittir. Oysa evrimcilerin iddiaları gerçek olsaydı bu denli fazla fosilin çok büyük bir bölümü "ara canlılara" ait olmalıydı, oysa bir tane bile yoktur.
     
  5. Kambriyen Dönemi Çıkmazı...

    Canlılardaki ana beden yapılarının (yumuşakçalar, kordalılar vb. kategoriler) neredeyse tamamı, günümüzden yaklaşık 530 milyon yıl önce Kambriyen Dönemi'nde ortaya çıkmıştır. Kambriyen öncesinde sadece bir-iki ana kategori varken, Kambriyen'de 50'den fazla ana kategori, dünyanın çeşitli bölgelerinde aniden ortaya çıkmıştır. Kambriyen öncesi canlılar sade bir beden yapısındayken, Kambriyen'dekiler bunlarla kıyas edilemeyecek derecede komplekstir. Örneğin bu devirde ortaya çıkmış olan trilobitlerin sahip oldukları gözler ile bugünkü canlıların göz yapıları arasında hiçbir fark yoktur.
     
  6. "Yaşayan Fosiller" Evrim Masallarına Cevaptır...

    Yaşayan fosiller, evrim teorisinin 'kademeli gelişim iddiası'nı son derece çarpıcı şekilde yalanlayan kanıtlardır. Bu fosillere "yaşayan fosil" ismi verilmesinin sebebi, yüz milyonlarca yıllık yaşlarına karşın, günümüzde yaşayan örnekleriyle tamamen aynı olmalarıdır. Karıncalardan ağaçlara, yarasalardan köpek balıklarına kadar çok çeşitli türlere ait yaşayan fosiller mevcuttur. Bu durum, doğa tarihi boyunca hiçbir evrimleşme yaşanmadığının kesin bir belgesidir.
     
  7. Sürüngenler Kuşların Atası Değildir...

    Evrimciler artık Archaeopteryx'i sürüngenlerle kuşlar arasında ara form olarak gösterememektedirler. Bu fosil üzerinde yapılan incelemeler, bu canlının bir ara geçiş formu olmadığını, sadece günümüz kuşlarından biraz daha farklı özelliklere sahip, soyu tükenmiş bir kuş türü olduğunu göstermektedir. Güçlü uçuş kaslarının olduğunu kanıtlayan göğüs kemiğinin varlığı ve günümüz kuşlarınınkinden farksız olan asimetrik tüy yapısı, bu canlının mükemmel olarak uçabildiğini göstermektedir.
     
  8. Balıklar Karaya Çıkmamışlardır...

    Evrimciler bir zamanlar sudan karaya geçiş hikayesine delil olarak Coelacanth isimli balığın fosillerini delil gösterirlerdi. Coelacanth o dönemde balıklar ve amfibiyenler arasında yaşamış bir ara canlı zannedildi. Ancak 1938'de Hint Okyanusu'nda Coelacanth'ın "canlı" bir örneği bulundu. Ardından günümüze kadar 200'den fazla örneği yakalandı. Canlı Coelacanth'lar üzerindeki incelemeler, bunun kusursuz yapıda bir balık olduğunu, daha önce fosilleri üzerinde yapılan yorumların tamamen hatalı olduğunu ortaya koydu.
     
  9. Mutasyonlar Yeni Türler Oluşturmaz...

    Mutasyonlar, canlı hücresinin çekirdeğinde bulunan ve genetik bilgiyi taşıyan DNA molekülünde, radyasyon veya kimyasal etkiler sonucunda meydana gelen kopmalar ve yer değiştirmelerdir. DNA çok kompleks bir düzene sahiptir. Dolayısıyla bu molekül üzerinde oluşan herhangi rastgele bir etki ona ancak zarar verir. Mutasyonlar çoğu zaman hücrenin tamir edemeyeceği boyutlarda birtakım hasarlara, sakatlıklara ve hatta ölümlere sebep olurlar. Hiroşima, Nagazaki veya Çernobil facialarına maruz kalmış insanlar bunun canlı göstergeleridir. Mutasyonların evrimsel bir mekanizma olduğunun iddia edilmesi evrim teorisinin içinde bulunduğu çıkmazın bir kanıtıdır.
     
  10. Doğal Seleksiyon Evrime Yol Açmaz...

    Doğal seleksiyon, güçlü ve çevre şartlarına uygun yapıdaki canlıların hayatta kalışını ifade eder. Ancak bu durum yeni türler ortaya çıkarmaz. Örneğin yırtıcı hayvanların tehdidi altında olan bir zebra sürüsü içinde, hızlı kaçabilen zebralar hayatta kalacak, zebra sürüsü zamanla daha hızlı koşabilen zebralardan meydana gelecektir. Ancak bu süreç sınırlıdır ve zebraları bir başka canlı türüne dönüştürmeyecektir. Çünkü zebraların iskelet kas yapısı ve fizyolojisi DNA'larında kayıtlıdır ve yırtıcılarla olan mücadele bu bilgiyi değiştiremez, zebraya yeni genetik bilgi kazandıramaz.
     
  11. İnsan Evrim Geçirmemiş, İnsan Olarak Yaratılmıştır...

    İnsanın soy ağacının sadece evrimcilerin hayalgücü doğrultusunda kurgulanan bir şema olduğu ortaya çıkmıştır. Evrimciler insanın, sırasıyla "Australopithecines > Homo habilis > Homo erectus> Homo sapiens" canlılarından kademeli olarak türediğini öne sürmüşlerdir. Bu sıralamadaki canlıların her birinin, bir sonrakinin atası olduğu izlenimini vermişlerdir. Oysa evrimcilerin birbirlerinin atası olarak gösterdikleri bu canlılar gerçekte yanyana bulunmakta, bu da insanın hayali soyağacını yıkmaktadır. Paleoantropologların son bulguları, Australopithecines, Homo habilis ve Homo Erectus'un dünyanın farklı bölgelerinde aynı dönemlerde yaşadıklarını göstermektedir.
     
  12. Fosiller Üzerindeki Rekonstrüksiyon Oyunları...

    Evrim teorisinin bilimsel kanıtlarla değil aldatmacalarla ayakta tutulmaya çalışıldığının önemli bir göstergesi, rekonstrüksiyonlardır. Rekonstrüksiyon, "yeniden inşa" demektir ve sadece bir kemik parçası bulunmuş olan canlının hayal gücüne dayalı resminin ya da maketinin yapılmasıdır.

    Rekonstrüksiyon resimlerde dudak, burun ve kulak gibi yumuşak dokular özellikle canlıya maymun adam görüntüsü verecek şekilde tasarlanır. Halbuki bu gibi dokular fosilleşmez ve bunların yapısının kemiklerden anlaşılması imkansızdır. Bunlar sadece evrimci ön yargı ve hayal gücüne göre oluşturulurlar.
     
  13. Evrimci Sahtekarlıkları...

    Evrimcilerin teorilerini ispat etmek için sahtekarlıklara da başvurdukları bilinen bir gerçektir. Örneğin, 1912 yılında İngiltere'deki Piltdown yakınlarında ele geçirilen bir kafatasının bir maymun adama ait olduğunu öne sürülmüştür. Kafatasında insan, çenesinde organgutan özellikleri gösteren bu fosil ünlü British Museum'da 40 yıl boyunca evrim kanıtı olarak sergilenmiştir. Ancak bu fosilin sahte olduğu 1953 yılında ortaya çıkmıştır. Fosil evrimciler tarafından insan kafatası ve orangutan çenesinin birbirine tutturulması ve kimyasal maddelerle eskitilmesi suretiyle suni olarak oluşturulmuştu. Embriyo çizimlerindeki sahtekarlıklar, imha edilen veya saklanan fosiller ve pek çok evrimci sahtekarlığı sempozyumda özel olarak ele alınacaktır.
     
  14. Maymun - İnsan Benzerliği Çarpıtması...

    İnsan ile maymunun % 99 oranında benzeştiği iddiası açık bir çarpıtmadır. Bu iddianın kaynağı, insanda ve şempanzede bulunan 30-40 civarındaki temel proteindeki amino asit dizilimlerinin benzerliğidir. Oysa maymunlarda yapılan ilk kapsamlı genetik karşılaştırma, daha önceden gerçekleştirilen ve kısmi genom analizine dayalı olan çalışmalarda elde edilen genetik farklılık oranını üçe katlamış durumdadır. İnsan da şempanze de aynı havayı soluduğuna, benzer organ ve diyetlere sahip olduklarına göre benzer genetik dizilimlere sahip olmaları son derece doğaldır. Daha da önemlisi, genetik karşılaştırmalar insan ve şempaze genlerinde yaklaşık 40 milyon harfte farklılık olduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu sayı 10.000 sayfalık bir metne denk gelir ve evrimci iddiaların geçersizliğini ortaya koymaktadır.
     
  15. Son Açıklanan Fosillerin Geçersizliği Ve Basında Evrim Propagandası...

    Evrimcilerin klasik yöntemi "hayali veya sahte deliller üretmek"tir. Geçmişte yaşamış ve soyları tükenmiş olan bir maymun türü veya bir balık veya bir kuş türü evrim delili olarak kamuoyuna sunulur. "Atamız tarla faresi", "Atamız mikrop", "Kayıp halka tamamlandı" benzeri haberler tamamen uydurmadır. Son aylarda basında yer alan ve evrime delil olduğu iddia edilen fosiller yeni birer evrimci aldatmacasından ibarettir. Bunlardan Tiktaalik roseae ve Gogonasus isimli iki fosil denizlerden karaya geçiş için delil olarak tanıtılmıştır. Ancak her iki fosil de tam eksiksiz ve mükemmel canlılara aittir. Tiktaalik roseae, bugün de pek çok örneği yaşamakta olan mozaik canlılardan biridir. Gogonasus ise, halen yaşamakta olan Coelacanth gibi yüzgeçlerinde kemiklere sahip olan bir balıktır. Bunlar ara fosil değil, nesli tükenmiş normal canlılardır ve evrim iddiaları ile hiçbir ilgisi yoktur. Aynı şekilde gündeme getirilen "Dört Ayaklı Yunus" haberleri de uydurmadır. Bu yunusun, kuyruk bölümüne yakın iki yüzgece sahip olması, bu canlının bugüne kadar rastlanmamış bir yunus çeşidi olduğunu göstermektedir ve evrimle bir ilgisi yoktur. Son günlerde gündeme gelen ve "Lucy'nin Kızı' adı verilen yeni fosilin de insan ile hiçbir ilgisi yoktur. Kolları, bütün goril ve şempanzelerde olduğu gibi bacaklara oranla uzundur. Daha önce yapılmış 5 ayrı bilimsel çalışma, bu fosilin dahil edildiği A. Aferensis'in insanlar gibi yürüdüğü iddiasını çürütmüştür.


Sempozyumda Harun Yahya Okurlarıyla Buluşuyor...

Sempozyuma vakfımızın Fahri Başkanı Sayın Adnan Oktar da katılacak, organizasyon kapsamında Harun Yahya müstear ismiyle yazdığı kitapları okurları için imzalayacaktır.

Sayın Adnan Oktar'ın bugüne kadar 57 ayrı dile çevrilen, yaklaşık 250 kitabı bulunmaktadır. 31.500 resmin yer aldığı toplam 46 bin sayfadan oluşan bu kitaplar dünya çapında çok geniş bir kitle tarafından takip edilmektedir.

Yazarın eserlerinden faydalanılarak bugüne kadar 200 belgesel film yapılmıştır. Bu belgesel filmler de, kitaplar gibi birçok yabancı dile çevrilmiş olup 30 ülkedeki 200 ayrı TV kanalında gösterilmektedir. Hazırlanan sohbet programları ve sesli anlatımlar 30 ayrı ülkede pek çok radyo kanalında yayınlanmaktadır. 40 ayrı dilde 200'den fazla internet sitesi bulunmakta olup bu siteleri her ay 178 ayrı ülkeden 4.5 milyonun üstünde kişi ziyaret etmektedir. Sitelerden ayda yaklaşık 1 miyon eser (kitap, belgesel ses kasedi) ziyaretçiler tarafından herhangi bir ücret ödemeden bilgisayarlarına indirilmektedir.

Harun Yahya'nın eserleri kaynak alınarak hazırlanan dergiler bugüne kadar 6 milyonluk tiraja ulaşmıştır.

Dünyanın en tanınmış üniversiteleri de dahil olmak üzere Avustralya'dan Kanada'ya, İngiltere'den Malezya'ya kadar yurt dışında ve Türkiye'de 2000'in üzerinde konferans düzenlenmiş ve bu konferanslara 1 milyonun üzerinde katılım olmuştur. Harun Yahya'nın 5.000'den fazla makalesi bugüne kadar dünyanın pek çok farklı ülkesinde dergi, gazete veya internet sitelerinde yayınlanmıştır.

Yazarın tüm kitapları www.harun-yahya.com, www.harunyahya.net ve www.harunyahya.com internet adreslerinden ücretsiz olarak okunabilmekte veya Global Yayıncılık'ın 0212 444 444 1 no'lu telefonundan sipariş edilebilmektedir.

 

2008-03-29 00:00:00

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top
iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net